Bütüncül Tıp


Sağlıklı olmak deyince aklımıza ilk gelen şey doktorlar ve ilaçlar. Olmadı bir adım ötede de ameliyatlar bizi beklemekte. Bugünkü tıp sektörü de bu anlayışın bir ürünü. Evet, tıp bugün bir sektör. İnsancıllıktan çok uzak bir sektör.

İnsanlar rasgele, kaderlerinde öyle yazılı olduğu için hasta olurlar. Ne şanssızlık! Sonrasında hemen doktora gidilmeli, ilaçlar kullanılmalı ve bir an önce de iyileşilmelidir. Hastalık denen bu uğursuz misafirden bir an önce kurtulunmalıdır.

Peki bugüne kadar sıkı sıkı yapıştığımız bu anlayış bizlere neler kazandırdı? Ya da neler kaybettirdi? Ne umduk ve ne bulduk?

Doktorlar her şeyin çaresini ellerinde tutan yarı tanrı insan konumunda. Hastalar ise çaresiz, zavallı, yardıma ve kurtuluşa muhtaç bir kurban. Hastalıklarından hiç mi hiç sorumlu değiller. Ne de olsa kader böyle istedi.

İşte yılların tıp masalı böyle başlıyor. Fakat artık bu tıp masalının sonuna geliyoruz.

İnsanlar yenileniyor. Bilinçleniyor. Değişiyor. Hastalar artık daha araştırmacı, doktorlar artık daha farklı bakış açılarına sahip, iyileşme sürecinde farklı yaklaşımları deniyorlar.

Yıllar yılı uygulanan klasik tıp çöküyor ve yerini bütüncül tıbba bırakıyor.

Peki bütüncül tıp denen şey de ne? Bugüne kadar bildiğimiz klasik tıptan farkı ne?

Öncelikle bütüncül tıpta da ilaçlar ve ameliyatlar var. Fakat sadece gerekli noktalarda kullanılmak üzere.

Bütüncül tıbbın, klasik tıptan en önemli farkı ise iyileşmenin sorumluluğunu tümüyle hastaya vermesi. Doktorları ve ilaçları sadece destek olarak görmesi.

Hastanın iyileşme sürecinde yapacaklarının hastaya fark ettirildiği bir tıp sistemi, bütüncül tıp.

Peki bir hasta, iyileşme sürecinde, doktora başvurmak ve ilaç kullanmak dışında neler yapmalı?

3 önemli konuya çok özen göstermeli. Çünkü kalıcı iyileşme ancak böyle geliyor. Yoksa yıllar yılı kullanılan ilaçlar sadece çirkin yüze yapılan bir makyaj gibi geçici bir güzellik sağlıyor. Sahte ve geçici.

Peki köklü çözüm nerede?

Psikoloji, beslenme ve egzersiz konusuna özen göstermekte.

Bu üç konu da derya deniz konular.
Ağzımıza hap atmak 10 saniyemizi almaz fakat insan psikolojisi konusunda bir kitap okumak 1-2 hafta gerektirir. Ya da dizimize bir krem sürmek 20 saniyedir. Üzerimize spor kıyafeti giyip koşuya çıkmak ise yaklaşık 1 saatimizi alır.

Bir yanda birkaç dakikalık işler, öte yanda günler ve haftalar gerektiren işler.

Bir yanda tembellik, öte yanda emek.

Bir yanda hastalıklarla boğuşup durmak, öte yanda köklü bir iyileşme.

Seçim senin.

Sağlığı seç.

Dr Onur Sargın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: