Galip Akduman


Ali Ağa’nın sağlığında isminden pek fazla bahsedilmeyen Galip Bey 1928 yılı tayyare piyangosu çekilişinde 2 000 tl ikramiye kazanınca daha geniş maddi imkanlara kavuşmuştur. Bu imkanlar ve Ali Ağa’nın 1927 yılın da ölümünden doğan boşluk, kendisini köyün Ağa’lığına taşımıştır.
Akmeşe’de ki Ağalığı; Türk filimlerinde izlediğimiz, Doğuanadolu bölgesindeki, Ağalıklar la karıştırmamamız gerektiğini en başında belirtmeliyiz.Bizim ağalarımızın zulümüne şahid olanı pek göremezsiniz.Akmeşe’nin Ağası Galip Bey de insanların kara gün dostu olarak hatırlanmalıdır.
O yılların yokluk yılları olması; birçok insanın gerek kendi yiyeceği gerek hayvanatının yiyeceğinin erken tükenmesine neden oluşturmaktaydı. Yiyeceği harman günlerine yetmeyen yoksul insanların son çaresi Galip Bey idi. Bu durumda bazen komşu köylerdeki ahbaplar da çözüm olabilmekteysede büyük yük Galip Beyin omuzlarındaydı. Ve bugün rahmetle andığımız Galip Bey bu işi layıkıyla yerine getirmiş bir insan olarak hatırlanmaktadır.
Galip Akduman Akmeşe’lilerin içerisinde ilk motorlu araç sahibi ünvanınıda taşımaktadır. Memleketten getirmiş olduğu gazlı ve demir paletli motor, Akmeşe’ye ulaştığında civar köylerin insanları tarafından ziyaretçi akınına uğramıştır.Yine Galip Bey tarafından 1951 yılında ikinci bir traktör alınmıştır bu seferki de gazlı ancak lastik tekerlidir. Fiyatı 3500 TL olup markası Fergusson’dur.O zamanlar Kocaeli deki toplam traktör sayısı 3 adet olup Galip Beyin ferguson’u bu sayıya dahildir.
Galip Bey: 1929 -30 yılında, büyük kardan (Büyük Kar: tarihimizin en çetin kışının geçtiği ve tarih şaşıranların başvurduğu Milâdtır.) üç yıl sonra şimdiki rahmetli Murat Üçcan’nın evinin olduğu yere motorlu bir un değirmeni kurar.Aynı tarihte Manastır değirmeni Beşevler köyünden Hasan Ağ ile Budaklar köyünden Kör Bekir’in oğlu Hazım Ağa tarafından sık sık arızalar yaptırılarak işletilmektedir. Mülkiyeti Milli Emlak’ta olan bu değirmeni Hasan Ağa ile Hazım Ağa karşılıklı göç (Mübadele) yıllarındaki yasal boşluklardan faydalanarak ele geçirilmiştir. Bu durum herkezce de bilinmektedir. Ancak Galip Beyin dışında kimsede, değirmeni Milli Emlak’tan satın alacak para yoktur.
Sonuçta Galip Bey Devlete müracatını yaparak değirmeninİ ve arazisini satın alır. Ardından Manastır değirmeninde köklü bir revizyona gider. Su tribünlü ve dizel motorlu olan değirmene kömürlü buhar kazanını ilave ettirir. Değirmeninde, Hasan Aydem ile Necip Gün (Şerif Gün’nün dedesi ) işçi olarak çalışmaya başlar. Değirmen kısa sürede civarda da ünlenmiştir. Değirmen 1950’li yıllara kadar Galip Bey tarafından çalıştırılmıştır.1950-54 yıllarında Adapazarı’ndan Arnavut Nazmi olarak anılan kişi tarafından çalıştırılmış son bir yılda ise Bahtiyar Özden ve Mahmut Akduman tarafından çalıştırılmaya çalışılmış, ancak bir yıl sonra değirmen sökülerek satılmıştır. KETEN TEPE DE Galip Beyin mandırası, KAPAKLIPINAR DA Galip Beyin sayvandı (kışlası), KAPAKLI PINARDA, Molla Yahya hocanın mandırası (Yahya Kozlucanın dedesi), BENTTİN KARŞISINDA İslam Ağanın Oğlu Mümin’nin nin kışlası, TİKEN DAĞINDA Kasapların mandırası.
Üstteki mekanların ilk ikisi Galip Bey’in hayatının bir parçası olduğu kadar, köydeki yerleşik yaşamın tarlalarla ne kadar iç içe olduğunu da ortaya koymaktadır. Koyun sürüleri, çobanlar, matan (peynir veya yoğurdun suyu) almak amacıyla mandıra kapılarında bekleşen insanlar, yollarda süt taşıyan, nor taşıyan semerli sütçü beygirleri, Akmeşe ile karşı tepelerin iç içe olduğunun resmidir adeta. Köy meydanındaki Ağaların fabrikasıdır, saydığımız mekanlar. Bazen atlarına binerek dolaşırlar, Mandıralarını, kışlalarını, tepelerini.
Siyah koyun sürüsü ayrı, beyaz koyun sürüsü ayrı olan Galip Bey’in doru atıyla dolaşacağı yerler elbetteki öteki ağalara göre daha fazladır.
Galip Bey Akmeşe’nin merkez kahvesinin de sahibi ve de kurucusudur. Bu mekanda yıllar yılı onlarca insan çalışmış, milyonlarca insan girip çıkmıştır. Politikacılar, müşteriler, misafirler, seyyar satıcılar, dilenciler, daha kimler kimler bu kahveden gelip geçmiştir.Kimisi bir bardak su, kimi bir çay, bazı dönemlerde soğuk bir bira dahi içilebilmiştir.Soğuk kış gecelerinde gidecek yeri olmayıp kahvede yatanlarda da olmuştur. Galip Bey’in kahvesini uzun süre çalıştırtan Bahri Usta olarak anılan ( Bahri Kızıltan’nın dedesi ) kişidir.1936 yılına kadar köy kahvesini yürüten Bahri Usta, bu tarihten sonra nöbeti Ali Özden’in dedesi Ali Kemal Bey’e devireder. 1944 yılı sonrasında da İbrahim Kozluca (Metin Beyin babası) 1955 yılına kadar merkez kahvesini çalıştırır. Sevgili Metin Kozluca hocamız bu kahvede çok zaman garsonluk yapmıştır.
Galip Bey’in hiç oğlu olmamıştır. 1963 yılında vefat ettiğinde, varisi ağbisi Muhamet’in oğlu Lütfü Akduman’dır. Lütfü Akduman 1975’li yıllarda Keten Tepe’yi (550 dönüm) Darıcalı Ali Amcaya satar, 1996 yılında vefat edince eşi tarafından köy kahvesi de Hüseyin Yılmaz’a satılır.
Galip Bey 12.12.1963 yılında ani olarak vefat etmiş ve sessizce aramızdan ayrılmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: