Camilerimiz

KİLİSE KALINTILARINA YAPILAN CAMİ (1925 )
YENİ CAMİ İNŞAATI (1994-2001 )
AŞAĞI CAMİ SÜRECİ ( ( 1972-1974 )

1924 Mübadelesi’nin ardından Akmeşe’ye yerleşen atalarımız 1925 yılına kadar cami olarak, ruhban okulunun basım evini kullanırlar. (Şimdilerde Mağra olarak anılır) daha sonra, Ermeni toplumundan kalma, harabe durumdaki kilisenin kullanılabilir durumundaki üç duvarına, eksik olan duvarda ilave olunca geriye uygun bir kubbe ve iç tasarım kalır. Bunlarda tamamlanarak camii ibadete açılır.
Kilisenin camiye dönüştürülmesi masrafları, İskeçe’nin Meyzanlı köyünden yine bizler gibi bu topraklara göç etmiş Tahsin Ağa tarafından karşılanır. Tahsin Ağa, bu hayrını babasının kendisine “gittiğin yerlerde bir cami yaptırasın” vasiyeti üzerine gerçekleştirmiştir. Tahsin Ağa Akmeşe’li değildir, İstanbul’da yaşamaktadır. Bu hayıratından dolayı yakın tarihlere kadar,mezarlık ve camii içi duaların ardından ,Tahsin Ağa ruhuna da fatiha okunmaktadır.
Caminin hemen önündeki çeşmenin kubbesinin sıvası ve etrafındaki beton korkuluklar; İstanbul’da tütün tüccarlığı yapan, Bekir Tüten ve Hasan Sabri Tüten tarafından yaptırılır. Bu kişiler zamanın önde gelen iş adamlarıdır. Aynı zamanda rahmetli Mahmut Akduman’nın annesinin kardeşleridir.
Yıllar sonra caminin kıblesinin doğru olmadığı ve ileride ihtiyaca cevap veremeye- ceği söylenerek yıkım kararı alınır. 15 Mart 1994 yılında camide son sabah namazı kılınır ve aynı gün yıkılır.
Zamanın cami imamı Aydın Işık cami derneği başkanı Hasan Altıntaş’tır.
Cami inşaatının ustalığını İslam Bayrak yapar. Cami için proje çizilmemiş olması bir eksikliktir. Bir yıl sonra alt katı ibadete açılmıştır, üst katlardaki inşat 2000 yılında devam etmiştir. Caminin toplamı 600 metrekaredir.
17 Ağustos depremini hafif hasarlar ile atlatan cami binasında, dış duvarlarında patlamalar olur. Caminin minaresinin metal bölümü de (en üst) yıkılır.
Camiinin tavan süslemelerini İstanbul Kadıköy’ünde yaşayan bilinen hattatlarımızdan Erol Karan ve ekibi 2000 yıları sonunda bitirmiştir.
Cami inşaatının son günlerinde çevre düzenlemesinin yapılmamış olması büyük bir eksiklik olarak kendini göstermektedir. At harası inşaatçılığından tanıdığımız İlhami Gültepe ve ekibi, 10 günlük yoğun bir çalışma ile bu eksikliği giderip açılış gününe yetiştirirler.
Yıkım ile birinci katın ibadete açılmasına kadar geçen zamanda, cemaat aşağı ki camiyi kullanır.
Cami ye sayısız insanın yardımı söz konusudur bazıları yoktan vermiş bazıları da vardan tabi ki bunları taktir edecek olan yüce Mevla’dır.
17 AĞUSTOS 2001 CUMA Günü Camiin ikinci katı ibadete açılarak inşaat sona erer. Buna göre camii inşası yedi yıl beş ay iki günde bitirilmiştir. Camii inşatının bitimindeki cami derneği başkanı Yasin Engin camii imamı ise Muhammet Yılmaz’dır
17 Ağustos Cuma, 1999 yılında yaşanan Marmara Depremi’nin yıldönümü olmasının da ayrı bir önemi vardır. Açılış günü ilk cuma namazı ile birlikte 2 yıl önce depremde hayatını kaybedenlere de ayrıca mevlit okutulmuştur.
Açılışa Bekirpaşa belediye başkanı Fikret Toker, Komşu köylerimizde yetişmiş profesör Kamil Yılmaz, İzmit Endistürü Meslek lisesi müdürü Metin Kozluca ve çok sayıda Vatandaş katılmıştır.

MERKEZ CAMİSİN DE GÖREV YAPAN İMAMLAR

Hoca İbrahim Efendi (Öğütçen)
Hoca Ali Efendi (Öğütçen)
Meşeli Mehmet hoca (Yıldızhan)
Hüseyin Kozluca (Büyük Hafız Dayı)
İbrahim Kozluca (Küçük hafız )
Mümin Hoca (Dokumaz)
Mehmet Hoca (Can )
Hafız Yasin (Öğütçen)
Ali Hoca (Öğütçen )
Namık Kemal Öğütçen
Birader Hasan (Öztürk)
Aydın Işık
Muhammet Yılmaz

Tarihten Bir Not: “Kaybolan Kuran-ı Kerim”
Batı Trakya’da ki İskeçe vilayeti /Kozluca köyü camiinde uzun zamandır muhafaza edilen el yazması Yunusdereli Mustafa’nın eseri Kuran-ı kerim mübadele ile birlikte Akmeşe camiine getirilmiştir. Ancak 1980 li yıllara kadar korunan bu eser o yıl camiden kaybolmuştur. Bütün aramalara rağmen bulunamayan bu eser rastlanıldığında camiye kazandırılmalıdır.

CAMİ ÇEŞMELERİ (Aptes alma yerleri)

1956 yılında Akmeşe, aşağı ki yol yapımında, kamyonlar şimdiki gibi yükleyici kepçeler ile yüklenmez idi. Kamyonlara çakıl malzemesini yükletmek üzere imece ile işçi verilir, kürekler ile yüklenen kamyon malzemeyi getirir yola dökerdi. İşte bu kamyonlardan birini yüklemek üzere Mustafa İnciel ve Recep Kızıltan imece işçisi olarak taş ocağına giderler. Hareket halindeki kamyonda dengesini kaybeden Recep Kızıltan tuğla ocakları mevkiinde yere düşerek yaşamını yitirir.
Recep Kızıltan; Bahri Kızıltan’nın amcası olup hiç oğlu olmadığından o günlerde göçmen olarak ülkede bulunan İbrahim Kızıltan’ı evlatlık almıştır.
Bu ölüm olayından sonra evlatlığı İbrahim Kızıltan babalığının hayrına menbası yukarı mahalledeki evlerinin arsasından olan suyu cami çeşmelerine getirmeyi ve buraya bir depo yaparak çeşmeleri de düzenlemeyi kararlaştırır bu esnada Yahya Kozluca ve Zekeriya Kozluca masraflara iştirak etmek suretiyle evlerinin yanından geçen sudan bahçelerine çeşme yapmayı önerirler ve bu şekilde iki depolu çeşmenin ilki Yahya Kozluca’nın bahçesinde diğeride merkez camisinin iç avlusunda yapılır.
Her iki çeşmenin de inşaat ustalığını Süleyman Güneş inşa eder.
1970 yılında kullanıma açılan cami çeşmeleri cami cemaati için büyük kolaylıktır.
Çeşmenin mermer işçiliğini 1984 yılında İbrahim Kızıltan’nın bir ahpabı olan Fayık Bulut üstlenir. Fayık Bulut aynı zamanda mermer atelyesi sahibidir.

AŞAĞI CAMİ.(1972-1974)

Rahmetli muhtarlarımızdan Salih İtiş muhtarlığında katiplik yapan Ordulu Aptullah Akıncı bir müddet sonra tekrar memleketine döner ancak muhtarı Salih İtiş’i ile dostlukları devam etmektedir. Buna bağlı olarak aşağı mahalledeki cami sorunundan da haberdardır. Yine Ordu ilinde cami yaptırma düşüncesi olan, Hüseyin Bozdağ işte bu Katip Aptullah tarafından köyümüze getirilir. Zamanın muhtarıyla görüştürüldükten sonra
Prensipte anlaşılır. Ardından uygun bir yer aranır şimdiki camii yeri rahmetli Şakir ustanın arsası o tarihte hayatta olan eşi Fatma hanım (Yaşar Kocacık’ın babaannesi) tarafından 30 ocak 1972 yılında Salih Turan’ın muhtarlığında resmen camiye bağışlanır.Bu tarih itibarıyla Aşağı camiinin yasal süreci başlamış olur.
Hayırsever Hüseyin Bozdan belde halkı öğretmenlerinden Mehmet Sağlam’ın dayısıdır. Ordu ili şehir merkezinde kalan fındık bahçesini parselleyip satan Hüseyin bey bu paranın bir kısmıyla camii yaptırmayı kafasına koymuştur. İşte bu düşünce Akmeşe’de
Gerçekleşmiş olur.
Camiinin inşat ustaları Salih Mangır (Selahattin Mangırın babası) ile Bayram Yasak’tır (Erkan Yasak’ın babası) .
Camii inşasında öncülük eden Süleyman Güneş, İbrahim Turan (Salih Turan’nın babası)İbrahim Bozkurt ( Emrah ve İbrahim Bozkurt’un dedeleri.) İlyaz Doğru (Sefer doğru’nun babası) bilinmektedir.
Cami inşatının masraflarını yüklenen ve bu tahütünü yerine getiren Hüseyin Bozdağ minare konusunda cemaatin katkısını ister ancak bu mümkün olmaz. Cami minaresiz haliyle ibadete açılır.
İlerliyen gümlerde minarenin inşatını Mahmut Şahin üstlenir (Nami Şahin’nin Babası) Mahmut Şahin 1928 Akmeşe doğumlu olup Sosyal sigortalar kurumu emeklisidir. Emeklilik sonrasında muhasebecilik yapmıştır. Oğlu Nami Bey aynı mesleği başarıyla sürdürmektedir. Minarenin ustalığını Tekirdağlı Vasfi usta yapmıştır. Camiye seramik alımında da Mahmut Şahin büyük ölçüde katkı sağlamıştır.
1974 yılında ibadete açılan camiinin ilk kadrolu imamı Hayrettin Ay Safalı köyünden ikinci imamı Nafiz Aydın 1999 (bir yıl) yine Kandıra’dan üçüncü imam yine Hayrettin Ay idare mahkeme kararıyla tekrar eski görev yerine geldiyse de cemaatle olan problemlerinden dolayı tekrar tayinini ister ve bu arda camii bir müddet kapanır.
Üste yazdığım iki kadrolu imama ilaveten Hayrettin Ay hocanın imamlığına kadar sırasıyla 1-Hasan Özden (Yakup Hasan) 2-Mehmet Yıldızhan (Ali Yıldızhan’nın dedesi) .
Yine 2000 yılının ilk aylarından itibaren 3-Nurullah Kılıçarslan kadrosuz olarak imamlık yapmaktadır. Ardından gelen imam Yaşar Güney kadrolu olarak göreve başlar.
1974 yılı eylül ayında ibadete açılan camiinin ilk cenazesi Camiinin yapıldığı arsayı bağışlayan rahmetli Fatma Kocacık’tır (1894-13-9-1974) henüz müsellat taşının hazır olmadığı camii buna rağmen varoluşunda en büyük payı taşıyan bu hayırseveri hakkın rahmetine yolcu etmiştir. Bu konuyla ilgili ilginç bir raslantıda camiilerimizin ilk cenaze-lerinin sürekli kadın merhumelerden olmasıdır.1925 yılındaki caminin açılışındaki ilk cenazesi rahmetli büyükannemin annesi (Kara Hasan Ağa karısı) dir. Yine merkez camiinin ilk cenazesi rahmetli Fikriye Akdemir (Bekir Akdemirin annesi) olmuştur.

Etiketler: ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: