Sıtkı Özkan


1932 yılında Akmeşe’de dünyaya geldi, henüz 10 yaşında iken terzilik öğrenmek üzere Adapazarı’na gönderildi. Tam dört yıl şehir hayatını yaşayan genç Sıtkı on beş yaşında köyüne döndü.
Geriye döndüğünde kasaba hayatının farklılıklarını da beraberinde getiren Sıtkı; yaşıtlarından farklı giyinen, Ütülü pantolon kolalı gömlek hatta kravat takan, elinde sanatı ve en önemlisi hedefleri olan biriydi.
Ancak o günün ekonomik şartları bu genç idealistin önündeki en büyük engeldi. Terzilik mesleğinin olmazsa olmazı olan Dikiş makinesini alacak para ne kendisinde ne de ailesinde vardı. İçinde bulunduğu kötü duruma çare olarak gittiği köylerde dikiş makinesi olan insanların işlerini bedava yapıp aynı makineyle diğer insanlara ücretli iş yapmayı düşündü. Başardı da tam altı ay sonra hayal edip uykularında rüyasını gördüğü sınger dikiş makinesine sahip oldu.
Askerlik dönüşünde terziliğe devam etti. 1955 yılında terziliğe ilaveten bakkal dükkânı açtı her ikisini birden başarıyla yürütmeye başladı.
1966 Yılında kendisinin çok zor aldığı dikiş makinesinin bayiliğini alıp satışına başladı.
1970 Yıllarda zahirecilik denemeleri oldu ve yörede yaygın ekimi olan ayçiçeğin alım satımını yaptı.
1976 Yılında Fiat Bayi’liğini aldı ve yöreye 171 traktör 39 otobüs sattı.
2010 Yılına yaklaşırken halen kendisine ait işyerini manifatro ve bakkaliye olarak çalıştırmaktadır.
Üsteki yaşam özeti Sıtkı Özkan’ın mesleki ve ticari hayattaki sonuçlarıdır. Elbette ki kendisini bu sayfaya taşıyan üstekilerden ibaret değildir. Aşağıda yazılanlar çok daha önemli olup 1965-1985 Yılları açısından da kayda değerdir.
Akmeşe’nin sosyal yapısına 1965 li Yıllardan itibaren özellikle Okul Müdürleri tarafından bilinçli müdahalelerin olduğunu “Akmeşe 2004” kitabında konu etmiştik.
Öne çıkan ve iz bırakan Müdürlerimizden Hüsnü Tekin (1961-65) ve Suphi Erbil (1965-68) hocalarımızın okul ve Akmeşe ile ilgili çalışmalarında kendilerine yerleşik halktan yardımcı olacak aydın insanlara her zaman ihtiyaçları olmuştur. Örneğin Akmeşe Güzelleştirme Derneği’nin kuruluşu, elektriğin gelişi gibi. İşte bu yıllardan itibaren Sıtkı Özkan gerek okul müdürleri gerek Tarım Kredi Kooperatifi Müdürleri tarafından her daim tercih edilen uyumlu bir akıl insanı olarak öne çıkmıştır.
O yılların politik gerginliği içinde toplum, sağcı solcu olarak ikiye bölünmüş ülkede ki gerginlik aynı şekilde Akmeşe’ye de yansımıştır. Yaşanan bu gerginlik ortamında kendisinin koyu bir CHP’li olduğu bilinmesine rağmen birazda esnaf kişiliği ile sağcıların dahi güvenebileceği insan olarak yine Sıtkı Özkan ismi ortaya çıkmaktadır.
Kendi partililerince liberallikle suçlanan hatta bazı arkadaşlarının kendisine küstüğü Sıtkı Özkan çizdiği yolundan yürümeye devam etmiş günü gelince bütün bu küskünlükleri kendi lehine sonuçlandırmıştır.
Tüm bunları yaparken siyasi çalışkanlığı en önemli etkendir.
“Gübrede karaborsa yaratılıyor”,”CHP’nin yenilgisinden il yönetimi sorumlu”, “Yaptığı yollar için Karayolları müdürüne Teşekkür” başlığıyla o yıllarda basında çıkan onlarca yazısı siyasi çalışkanlığı ve özgüveninin göstermekteydi. Buraya kadar saydıklarımız Sıtkı Özkan’ın liderlik yarışında yaşıtlarına olan averajıdır.
Sıtkı Özkan’ın sosyal çabalarının sonuncusu diyebileceğimiz, Akmeşe Nak. Tarım Tic.Limited şirketi yöneticiliğidir.
Siyasi gerginliğin had sefaya vardığı o yıllarda dolmuş taşımacılığın sağ görüşlülerin elinde olması sol görüşlü insanları zoraki bir birlikteliğe itmekteydi. Bu birliktelik 1978 Kasım ayında bahsi geçen şirketin kurulması sonucunu doğurdu.
İlk yönetim kurulu başkanı tartışmasız Sıtkı Özkan oldu ve çok kısa bir sürede Şirket 5 otobüslük bir filoya ulaştı taşımacılığı da büyük ölçüde ele geçirdi. Moraller yüksekti Şirket bünyesinde toplanan CHP kanadı daha büyük hayaller daha büyük projeler içerisinde idi.
Tam bu günlerde 12 Eylül 80 ihtilali gerçekleştirildi Akmeşe’den birkaç sol görüşlü gözaltına alındı ancak herkesi şaşırtan Sıtkı Özkan’ın da gözaltına alınmasıydı. Sıtkı Özkan Karşısındaki Sıkıyönetim subayına yaşadıklarını yaptıklarını olduğu gibi anlattı. Subayı ikna etmiş hatta güvenini kazanmıştı. O geceyi nezarette değil askılıkta asılı Tohmson makineli tüfeğin gölgesinde Yüzbaşının makam odasında uyuyarak geçirdi. Sabah serbest bırakıldı. Tekrar işinin ve şirketin başına geçti.
Bu arada şirket içerisindeki muhalefet sesleri yükselmekteydi.
Şirketin 3. kongresinde Sıtkı Özkan Yahya Kozluca yönetimi devrildi. Sıtkı Özkan Karakol komutanını “iyi şeyler yapıyoruz” diyerek ikna etmişti fakat üyelerin içerisinden yönetimi ve çok büyük paraların döndüğü şirketi isteyen genç muhalifleri ikna edememişti.
Bundan sonraki yıllarda Şirket kan kaybetmeye başladı fakat Sıtkı Özkan Artık kırgın ve yorgundu. İşte bu yıllardan sonra yakın arkadaşı Yahya kozluca “Artık ahırımla meşgul olacağım” derken Sıtkı Özkan’da Arılarıyla meşgul olup sakin bir hayata başladı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: