Suphi Erbil

SUPHİ ERBİL :15.03.1934 yılında Adana/Osmaniye’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Osmaniye’de tamamladı. Balıkesir Necati Bey öğretmen okulunu bitirerek öğretmenlik mesleğine başladı.
Kahramanmaraş ve Osmaniye’de çeşitli okullarda görev yaptı.
Yüksek öğrenimini Ankara Gazi Eğitim Fakültesi Pedagoji bölümünde tamamladı.
Rize’de ilk öğretim müfettişliği, İzmit Akmeşe’de, Gaziantep Kilis’te Yatılı bölge okulu müdürlüğü yaptıktan sonra, Mersin Tevfik Sırrı Gür Lisesinde Eğitim uzmanı olarak çalıştı. İçel İlköğretim müfettişi iken 1982 yılında emekli oldu.Öğretmenlik mesleğinden sonraYalova’ya yerleşen Suphi Erbil ,Yalova’da dershane ve sürücü kursunda öğretmen olarak çalıştı.
Halen kurmuş olduğu bir şirket vasıtasıyla İstanbul Özel Maltepe Has motorlu taşıt sürücü kursunu işletmekte.
SUPHİ ERBİL’İN KALEMİNDEN AKMEŞE YILLARI :Akmeşe yatılı bölge okul müdürlüğüne 1965 Kasım ayında atandım. Okul yatılı ve gündüzlü olmak üzere karma okuldu. Okul binası, Ermeniler zamanından kalma, taş yapı bir binadı. Bu taş bina derslik, yatakhane, banyo, ambar ihtiyaçlarını karşılıyordu.Okulda aynı zamanda bekar bayan öğretmenlerin kaldığı ayrı bir yatakhane bulunuyordu. Bu taş binaya ek olarak mutfak, yemekhane ve idari binada ilave edilmişti. Okul yöneticileri ve evli öğretmenler köyden kiraladıkları evlerde kalmaktaydı. Okulun genç bir eğitim kadrosu vardı ve bu genç kadro sürekli genç tutulmak için çaba gösterildi, en yaşlı öğretmen Ahmet Üçer’di, işte bu genç kadro ile önemli işler yapılabilirdi.

Akmeşe köyü merkezi bir nahiye idi çevre köylerden gelenler Akmeşe’ye canlılık sağlıyordu, köyde çalıştığım süre içerisinde Nahiye müdürlerinden sürekli destek gördüğümü söylemeliyim. Sağ olanları saygı ile anıyor ölenlere Tanrıdan rahmet diliyorum.
Köyün genel durumunu şu şekilde hatırlıyorum yerleşim planlı, yollar bir birine paralel, ancak çamur ve bozuktu geniş ve düz bir ana cadde vardı. Köyde elektrik yoktu okulun jeneratörü ile ancak okul belirli saatlerde aydınlatılıyor ayrıca bitişikteki camiye de elektrik verilebiliyordu. Belirli saatten sonra okulda aydınlatma lüküsler ile sağlanıyordu. Şehirle ulaşım fena sayılmazdı yol stabilize kaplıydı.

Kendimce yaptığım tespitler neticesinde sorunlarda ilk sırayı elektrik alıyordu kahve sohbetlerinde neler yapılabileceğini tartışıyorduk. Bir gün toplantı yaptık ve bir dernek kurulursa bazı işlerin halledilebileceğini halka anlattım bazıları karşı çıktı geçmişte de bu tür denemelerin yapıldığını ancak muvaffak olunamadığını iddia ettiler. İçlerinde bana destek olanlarda vardı sonuçta dernek kuruldu. Zamanın ileri gelenlerinden Mehmet Yılmaz dernek için bedelsiz dükkan yerini tahsis edeceğini söylemiş ve günü geldiğinde sözünde durmuştu. İşte böyle bir çalkantı ortamında Akmeşe Güzelleştirme Derneği kurulmuş oldu. Zamanın muhtarı Ali Özkan ve Salih İtiş’ten de destek gördüğümü ayrıca belirtmeliyim.(Merhum Salih İtiş kısa bir süre sonra istifa etmiş yerine Salih Turan gelmiştir.)
Daha sonraları derneğe nerelerden gelir getirebileceğimiz belirlendi. Bağışlar, teberrular, İzmit’te yaşayan iş adamlarına yazılan mektuplar ve köyde kesilecek ormanlardan pay almak (orman müdürlüğü benim imzam olmadan kesim vermemesi; bizzat gidilerek konuşuldu ve bu şekilde kararlaştırılıp uygulandı) ilk etapta akıl edebil-diğimiz gelir türlerini oluşturdu.
İzmit, Adapazarı, İstanbul gibi yakın vilayetlerde teberru toplayarak gelir elde ediyorduk, bu arda okula bir jeep alınmış bazı hallerde bu jeepte bize faydalı oluyordu. Teberru için bastırdığımız biletler 50 kuruş idi, bununla ilgili bir anımı aktarmak isterim; Adapazarı’nda bir eczaneye girdiğimizde eczane sahibi ancak 25 kuruş verebileceğini söyledi. Bizde kendisine en düşük makbuzun 50 kuruş olduğunu hatırlatıysakta, daha fazla vermeyeceğini söyleyince dışarı çıktık. Ancak yanımdaki Akmeşe esnafından Sıtkı Bey (Özkan): “Müdür Bey, şu biletin yarısını yırtıp bu pintinin parasın alacağım” demesini unutmam! (ancak para alınmadı)
Pirahmet Dağını imece ile kestik ve köy meydanına yığarak pazarlıkla satışını gerçekleştirdik. Bu arada derneğimiz ekonomik olarak güçlenmekteydi.
İzmit’te bulunan Akmeşe’li iş adamı Asım Öğütçen’e destek olarak Köy Elektrik Projesi’ni çizdirdik. Bu proje ile Köy işleri bakanlığına müracaat ettik ancak proje ferdi bulunarak kabul edilmedi. Bunun üzerine çevre köylerinde işin içerisine katarak ikinci bir çaba içerisine girdik.
Aynı günlerde ana caddenin parke döşenmesini sağladık. Yine aynı tarihlerde köy meydanının Tarım kredi kooperatifine satılmasını engelledik. Bazı gurupların bu satışın olması yönündeki telkinlerine ve baskılarına rağmen kararımızda direttik, hatta bir seferinde zamanın Ziraat bankası müdürü beni bizzat çağırarak satışla ilgili ikna etmeye uğraştıysa da sonuç alamadılar.
O zamanlarda yürütülen seçim kampanyaları ile ilgili olarak gelen siyasi parti yetkililerinden toplantı başına 500 Tl teberru alıyorduk, vermedikleri taktirde toplantılarına kimse katılmıyordu. Okul yemekhanesinde yapılan sinema gösterilerinden elde edilen gelirde derneğe aktarılıyordu.
Birlik ve beraberlik içinde çok başarılı yollar geçildi bu çabalarımız o zamanlar İstanbul radyosu tarafından bizzat köye gelinerek bir radyo programıyla anlatıldı. Bu yıllara da aynı okulda öğretmenlik yapan eşim Aysel ile evlendik.
1966 yılında köyde çift daireli iki lojman yapılmasını sağladım. Bu arada görevim olan okul müdürlüğünü ihmal etmiyor, milli oyun yarışmalarına katılınıyor birincilikler alınıyor, eğitim çalışmalarımız da taktirle karşılanıyordu ve topluma kültürlü eğitimli bir çok insan kazandırdığımıza inanmaktayım. Köyün en büyük eksikliği olan orta okulunda açılışını sağladık.
Her aşamada karşı olan gurupçuklar vardı ancak 1969 büyük öğretmen boykotu-nun ardından ,dernek kasasını ele geçirmek isteyen kişiler araya siyasi ayrılık tohumlarıda ekerek,dernek kasasının köy yönetimine devredilmesini yüksek sesle söylemeye başladılar. Ve bir gün beklenen oldu Müfettişler derneği incelemeye aldılar üç günlük hesap kontrol-lerinin sonucunda Güzelleştirme derneği tüzüğünde yer almayan iki harcama tespit ettiler. İlki kimsesiz bir insan olan Tatar Mazlum adındaki kişinin cenaze masraflarının ödenmesi
(40 lira). Diğeri de Caminin içerisine, imamın üzerini değiştirmesi için dernek tarafından yaptırılan bölme oda (65 lira). İşte bu iki harcama zimmet kabul edilerek mahkemeye verildik .Tutuğumuz avukat bu harcamalarında köyün güzelleştirilmesi ile ilgili olduğunu bir gelinlik örneği ile açıklamaya çalıştı (cenazeyi kaldırmak geline taç giydirme,imam soyunma odasınıda gelinlik giydirmek misali ile açıkladı ve mahkemeden beraat ederek ayrıldık.Ancak, artık bizler amacımıza ulaşmıştık 1970 yılında elektrik direkleri dikiliyor teller çekiliyordu.Köy halkını toplayarak genel bir hesap verdim .Her konuda soruya açık olduğumu söyleyerek , helalleşerek Akmeşe’den ayrıldım .Akmeşe için emeği geçenlere buradan bir kez daha teşekür ediyor sevgi ve selamlarımı sunuyorum. Ardından dernek yönetimi sözkonusu insanların insiyatifine geçti ve yürütülemiyerek fesh oldu. Kasadaki tüm para elektrik için harcanmış olunduğundan bu yönde de bir sorun çıkmadı. Elektriğin geldiğinde (1971) Ramazan ayına 10 gün vardır. 1971 yılında ramazan ayı 20 ekimde başlayıp bayramın birinci günü 20 kasım olduğuna göre İLK LAMBANIN YANDIĞI TARİH ; 10 EKİM 1971 OLARAK KARŞIMIZA ÇIKMAKTADIR.
Bu konuda Emin Kanık’la yapılan söyleşide elektiriğin gelişini kendi düğününden çok iyi hatırladığını ve gerçek tarihin 27 Haziran 1971 olduğunu öğrendik.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: